29 Eylül 2008

BAYRAM ŞEKERİM

ELİMİ ÖPTÜRÜP KANDIRDIĞIM Bİ BEBİŞ HATIRLATTI
HANİ ŞEKERİM DİYE:))
BU BAYRAM YOK ARTIK BENİM TATLI DİLLİM,
BANA "SARAYLIM" DİYEN ANANECİM.
BANA ANANECİĞİMDEN İKRAM İZAN MİRAS KALMIŞ BİRİ OLARAK ŞEKERLERİNİZİ GETİRDİM
TATLI YİYİP TATLI KONUŞALIM DİYE..
ŞEKER TADINDA GEÇSİN BAYRAMINIZ


Image Hosted by ImageShack.us

28 Eylül 2008

ÇILDIRTAN DİYALOGLAR

bilgisayara virüs girdi
aa nedeeenn nası yaptın

Y ENİ OYUNCAĞIM

Ramazanın sonuna geldik hayırlısıyla bir ay daha geçti ,sürekli yemeğe misafirim vardı,çoğunlukla habersiz yada 1 saat kala haberim oldu.Cidden havaların sıcak olması da tuz biber ekti.Kendimi hiç bu kadar yoğun ve yorgun hissetmemiştim.
Günlük telaşe içinde dinlenebildiğim ve kendime zaman ayırabildiğim tek yer burası biliyosunuz.
Sürekli okuyorum,müzik sürekli açık olmalı ve ben bişeyler yapmalıyım.
Bazen bir insanın yüzünde küçük bir tebessüme sebep olmak istiyorum..ve burda kurduğum minik dünya da buna dahil.
Üzüldüğüm şeyler de çok oluyor zaman zaman.Ben göründüğüm kadar güçlü değilim sanırım,beni incitmek çok kolay ve kolum kanadım düşüyor anında..
Ve bende "sanal" diye bi kavram olmadığını anladım iyice:(

Neyse,iç dökmeye ve karartmaya niyetim yok.Epey bozuk moralim çünkü.
Size pc işine köklü bir çözüm bulduğumu ama bağlantımda sorun olduğunu söylemiştim ya,
işte çözüm bu:

modemi boşa gidip yatırdım hastaneye, pc ci kızda bi türlü gelemeyince dün dayanamayıp gidip aldım modemi.
Ağ bağdaştırıcılar çakışıyomuş sanırım,teknik bi dille anlatamıcam,çünkü beni teknoloci dahisi sansa da bazıları:P aslında çoğu şeyi el yordamıyla okuya araştıra buluyorum.
Aaaah bu google ın dili olsa da konuşsa,ne aptal saptal şeyler aratıyorum yorgun düşüyo "bunu mu demek istedin ?" demekten bana:))
Neyse modemi algılamıyo pc sonuçta kurulmuyoda cd den vs ve bağlanmış bişey yok kardeşim diyo bana:D
Bağlantı bilmemnelerinde sorun var anladım(sanırım ağ bağdaştırıcıları deniyo)
com giabit cart curtlar anakart cd sinde ve ünlem var en sonunda kaldır a tıkladım nasılsa pc gene hastanelik oldu edasıyla:) cahil cesareti başka bişi değil,cd den on kere kurmayı denedim nereye tıklıcam onu bile bilmiyorum ama inat bu ya
Sonunda yeniden kuruldu 3com:)) diğer wan diye başlayan bişide ünlem hala duruyo bilen varsa yardım etsin rica edicem nedir bu?

Yani yeni oyuncağım uğur getirdi,canım bri m esirgemedi benden bağlantısını,bu sebeple ben ona daha bi bağlandım tabii:)) ama emanet ata binen tez iner hesabı,huzursuz oluyodum açıkçası.Bu ay faturasını ben ödicem ama hediye olarak,zaten o cadı bunu hesaplamıştır hehe:)))şaka şaka

3com kardeş kurulunca paşalar gibi kuruldu modem cd si de,benim ayaklarım yerden kesildi resmen.Ama saate baktım 5 ti,bu nasıl manyaklıktır dedim kendime ama dinledimi bilmem.
Sabit pc ye alışkınım ve çok rahat bu yaa,pil bitmez,bağlantı kopmaz(bizim kopar da)
ve şablon değişmek nedense bunda daha kolay gibi geldi(ne alaka demeyin öyle valla bütün programlarım bunda mesela)
O yüzden bnu bahane edebilirim şimdi şablon için değil mi?
Eveettt:D))
Amaaa onun da tadı bambaşkaaa yer minderlerim var kocamaaannn önüne kocaman sehpamı çekip şöyle yayılarak yazmak ta başka keyif.Tuşları şahane kayıyor yazarken bayıldım.
Hatta mutfağa bile götürebilmek süper hehe:)
O anın fotoğrafını çekerim bugün resimle değişirim şimdi üşendim valla.
Sonuçta nereye gidersem benimle gelecek olduğunu bilmek muhteşem bi duygu.

Gerçi nereye gidersem bu kafamdaki beni yiyen düşünceler de, bin türlü aksilikler de gelir peşimi bırakmazlar sağolsunlar:(
Off modum değişmeden uçayım ben

Vee yeni bi post daha girmiyim zaten acısını çıkartırcasına yazıp duruyorum habire,
bayramlar ailelerin biraraya gelmesi için önemli..Ben ne kadar sevmesem de bayramları..
Hepinizin kutlu ve mutlu olsun diyorum.
Ve ananecim hep derdi ki:"ALLAH YENİYE DE GÜLE GÜLE ÇIKARTSIN"
Nur içinde yatsın pamuğum nasılda beklerdi,minicik evi dolup taşardı her bayram onda kalırdık aahh ah..
Yok yok iyi değilim ben..İyi bakın yüreğinize..

..

YARATICI OLMAK..


NLP eğitimcileri Alice ve Caroline,
geçmişin ve günümüzün yaratıcı düşünürlerinin yanı sıra tahta önünde yaratıcılık dersi verirken
edindikleri kendi deneyimlerinden de güç alarak sağlık, iş, öğrenim, eğitim ve güzel sanatlar dahil farklı bağlamlarda başarılı olan stratejiler geliştirdiler. Yaratıcılığı etkin bir biçimde yeniden ortaya çıkardığına inandıkları 10 temel ilke saptadılar:

1) Hayatta olmanın yaratmak anlamına geldiğini unutmayın. Hepimiz belli bir yaratma potansiyeline sahibiz. Yaratıcılık, onunla birlikte doğduğumuz ya da doğmadığımız bir şey değildir. Yaşamınızın her alanında uygulanabilecek, modellenebilecek ve geliştirilebilecek
bir şeydir. Nefes alabiliyorsanız, yaratıcı bir edimde bulunuyorsunuz.
Besteci John Cage’in dediği gibi, “Kalbiniz atıyorsa, siz bir müzisyensiniz.”

Carl Rodgers, “Bir İnsan Olmak Üzerine” adlı kitabında şöyle yazar:
“Arkadaşlarıyla birlikte yeni bir oyun icat eden çocuk, izafiyet teorisini geliştiren Einstein, et için yeni bir sos yapan ev kadını ve ilk romanını yazan genç yazar; tanımlamak gerekirse, bunların hepsi yaratıcıdır"
ve onları yaratıcılık derecelerine göre sıralamanın anlamı yoktur.”

2) Tüm duyularınızı kullanarak “ne yaratmak istediğinizi” düşleyin. Açık ve net bir sunum oluşturun. İstemediklerinize değil, istediklerinize odaklanın. Gerçek anlamda yaratıcı olanlar, sonuçları da hayal eder ve “gerçekmiş gibi” davranırlar. Bir şeyi beyninizde denedikten sonra, gerçek yaşamda daha kolay yaratırsınız.
“Hayal edebiliyorsanız, yaparsınız.” Walt Disney.
“Dâhi gibi davranırsanız, dâhi olabilirsiniz.” Salvador Dali.

3) Aptal olun ve ..bu tuhaf yönünüzle gurur duyun! Aptallık, sakinleşmeniz ve olasılıkları görmeniz için şarttır.
Einstein’ın dediği gibi, “Bir fikir başta acayip değilse, hiç şansı yoktur.”
Wittgenstein, bilgece konuşmuştur: “Akıllılığın çorak tepelerinde durmayın; aptallığın yeşil vadilerine inin.”
Tuhaflık, genellikle yaratıcılığı tamamlar. Dr. David Joseph Weeks (Royal Edinburgh Hastanesi’nde bir nöropsikolog) ve Jamie James,“Ayrıksı İnsanlar: Delilik ve Acayiplik Üzerine Bir Çalışma” adlı kitaplarında, ayrıksı insanların, ortalama insandan 5-10 yıl daha uzun
yaşadıkları ve geriye kalan insanlardan daha sağlıklı, mutlu ve zekice bir yaşam sürdükleri sonucuna varırlar.

Dr. Weeks’e göre, ayrıksı bir insan,
“aykırıdır; yaratıcıdır; güçlü bir merak duygusuyla motive olur; idealisttir; dünyayı daha iyi bir yer yapmak, içindeki insanları ise daha mutlu etmek ister…”
4) “Bilmeme” egzersizi yapın. Dünyaya karşı çocuksu bir merak besleyin. Bir şey bilmiyorsanız, yaratıcı olma olasılığınız daha da artar.
Yaratıcı ruhlar, “doğru” yanıtı bilmezler; çünkü bunun, özellikle değişken ya da istikrarsız ortamlarda, çözümleri sınırlayacağının bilincindedirler. Aslında, yaratıcı ruhlar, “doğru ya da yanlış” şeklinde düşünmekten kaçınırlar. Kendilerine “Bu, kendim için ya da dünyada yaratmak istediğim şeye yararlı mı ya da bir şey katıyor mu?” diye sormayı tercih ederler. Şimdi yararlı değilse, ileride ya da başka bir bağlamda yararlı olabilir.

5) Görüş alanınızı genişletin ve bir halden bir diğerine akın. Yaratıcı ruhların ne yaptıklarından ziyade bunu nasıl yaptıkları önemlidir. Yaratıcılık, “bir var oluş hali” şeklinde düşünülebilir. Yaratıcı ruh, nasıl gevşeyip o hale akabileceğini bilir. Atletler, buna “alan” derler. “Her şeyin mümkün olduğu”, son derece odaklı, ama bir o kadar da rahat bir haldir. Genel olarak, gözler geniş açıyla bakarlar. Tam anlamıyla, genişleyen ufuklar! Ve nefes verin; ilham, bir reflekstir!

6) “Bilinçaltınıza” saygı duyun. Yaratıcı ruhlar, içinde bulundukları anı yaşamaya ve doğal olmaya çalışırlar. Sezgilerine ve nereden geldiği belli olmayan fikirlere güvenirler. Rüyaları ve fantezileri ile temasa geçer; mecazlardan, bağlantı kurmaktan, uyum ve semboller dünyasından çok hoşlanırlar.

7) Esnek olun. Farklı bir şey yapın. Yeni iş yapma biçimlerini deneyin. Yaratıcı ruhlar, çıkmaza girdiklerinde farklı bir şey, aslında farklı olan her şeyi yaparlar. Denemeye eğilimlidirler. Bazen, yalnızca duruşlarını bile değiştirmeleri işe yarar. Mecazlarla düşünerek kendilerine yardım ederler. Bu başka neye benzer? Bir çaydanlık olsaydım nasıl yanıt verirdim? Bir fikri diğerine bağlayarak çözümler yaratırlar.

Ve bunu yaparken çok eğlenirler. Eğlenmiyorlarsa, “istiridyenin içindeki iri kum tanesini” tanırlar.

Sorunun, çoğu zaman çözümün bir parçası olduğunu bilmekten mutluluk duyarlar. Kendi çıkmazlarının ne olduğunu ve bunun içinde ne tür bir yararlı incinin saklı olabileceğini merak ederler.

“Zorluğun ortasında fırsat bulunur.” Einstein.

Ve orkestra şefi Nikolaus Harnoncourt’un dediği gibi, “Parlak, muhteşem ve gerçekten çılgın şeylerin çoğu, biz felaketin eşiğindeyken ortaya çıkar. Buraya kadar ilerleme cesareti gösterebilirsek, inanılmayacak kadar güzel şeyler yaşayabiliriz.”

8) Hataları fırsat, başarısızlığı geribildirim olarak görün. Bir hatayı, bir başka şey için fırsat ya da bir öğrenme olanağı olarak düşünün. 3M, hedeflenen amaç için yeterince etkili olmayan yapıştırıcısını neredeyse çöpe atmak üzereydi. Ne var ki, Art Fry, dua kitabı için yapışkan bir sayfa işaretine ihtiyaç duyduğunda, bu yapıştırıcı “Post-It”in yaratılmasında kullanıldı. Penisilin, herkesin kurtulmaya çalıştığı bir küftü! Yaratıcı ruhlar, “zoru başarma” mantığına sahiptirler. İcat etmek ya da yeni keşiflere yol açacak buluşlara imza atmak için, başta imkansız gibi görünen şeyleri yapma riskini üstlenirler.

Thomas Edison, ampul tasarımı üzerinde çalışırken, işe yarayan tasarımı bulmadan önce yaklaşık 1.800 deneme yaptı. Ayrıca,lamba teli işlevi görecek malzeme için, yeterince uzun yanacak maddeyi bulmadan önce 6.000’in üzerinde bitkisel lifi test etti.
Ama Edison, bunlara başarısızlık diye değil; bir ampul yapmamanın 1.800 yolu ya da daha fazla araştırılması gerekmeyen çıkış yolları diye bakmıştır. Edison’ın biyografisini derleyen tarihçi Paul Israel, onun hakkında şunları söylemiştir: “Her başarısızlığı bir başarı olarak gördü; çünkü bu durum, onu daha verimli bir biçimde düşünmeye sevk ediyordu.”

9) Farklı bakış açılarını öğrenmeye çalışın. “Mevcut duruma yukarıdan bakın. Kendinizi projenizin ya da yaratmak istediğiniz şeyin yerine koyun. Sonra tekrar kendi bakış açınıza dönün.” Yaratıcı ruhlar, fikirlerini paylaşmayı ve diğerlerinin bakış açılarıyla bağlantı kurmayı severler. İki ya da üç zihnin bir araya gelmesiyle yaratıcı sinerjinin oluşacağını bilirler. Risk almaktan korkmazlar.

Albert Einstein, kendini bir ışık huzmesinin sonuna yerleştirmiştir: “Bir ışık huzmesinin peşinden koşacak ya da birinin üzerine

binecek olsaydık, ışığın hızına göre durumun doğası nasıl olurdu? Bir ışık huzmesinin peşinden yeterince hızlı koşabilseydiniz,sonunda ışığın aslında hiç hareket etmediği bir noktaya erişir miydiniz? Aynı ışık demeti, başka bir insan için farklı bir hıza sahip olurdu.”

10) İçinizdeki eleştirmeni, bir akıl hocasına ya da danışmana çevirin. Rüyalarınızı, projelerinizi ya da yaratılarınızı,gelişmelerine izin vermeden önce eleştirmeyin.
Bir kez “rüyalarınızı tam hayal ettikten” sonra, içinizdeki eleştirmen ya da gerçek eleştirmenler ile arkadaş olun; onları, rüyanızı açığa çıkarmanıza yardım edebilecek akıl hocaları olarak düşünün. Aslında, yaratıcı ruhların da gerçekçi olduklarını unutmayın. Onlar, bir “rüyayı” gerçekte nasıl ortaya çıkaracaklarını bilirler.

Yazar: Caroline Flexman ve Alice Mallorie

27 Eylül 2008

EKRAN GÖRÜNTÜSÜ NASIL YAKALANIR?

Şimdii teknoloci özürlü olduğunu iddia eden canımın içi İncegülüm ün özel peçeteye yazıp istekte bulunması sebebiyle bendeniz uzman kişi:P bilmeyene bişi biliyomuş modunda havalara girip ekran görüntüsü nasıl yakalanır 2 metotla anlatıyorum:

İlki eğer bir program kullanmak istemiyorsanız ya da yoksa bilgisayarınızda henüz,

1.PrtSc tuşuna abanıyosun incegülüm,
2.ekranı indirip PAİNT e tıklıyosun bembeyaz bi sayfa açılıcak,açıldı mı?
işte o sayfaya mausunla bi tıkla,hemen CTR ve V tuşlarına aynı anda aban şekerim,elini çektiğin an
aha ekran görüntüsü oraya çıktı değil mi?
3.Köşeden DOSYA-FARKLI KAYDET tıklıyosun.Dosya adı verebilirsin,asıl önemli konu kayıt türü var hemen altında,onu JPEG(*jpg,*jpeg,*jpe,*jifif) seçmelisin.Püf noktası budur canım.


Sonra kaydettiğin yerden alıp kesmen gerek WİNDOWS LIVE FOTOĞRAF galerisi kullanmanı öneririm o zaman kolay.

Neyse,diğer yöneteme geçeyim çünkü bu bence çok daha basit:
Daha önce başka bir program kullanıyordum ama sonra bunu keşfettim,boyutu çok çok küçük
ve kullanımı çok kolay,bir sitede buldum(bende önceden vardı çünkü usb ile taşıdım:))
ve Türk malı bu,herkes onu kullanmalı:))adı bile YAKALA!! o derece yani
resimli anlatıyorum,önce siteden indirmek için tıklıyosun:



sonraa kurulum gerekmediği için masaüstüne çıkartıyosun programı ve böyle ayarlıyosun:
*yayımcı doğrulanmadı diyo ama çalıştır diyosun(her halta öyle diyo çünkü bu meret)
*(istediğin kısa yolu seçebilirsin ama ben alışk olduğumuz için PrtSc yi işaretledim)
*jpg kaydetsin istiyorum diğer seçeneklerde var,isteyene.
*ve ekranı tam boy alabilirsin ama ben seçili alanı almak istiyorum sonra kesmekle uğraşmıyım diye.
Standby a tıklıyosun her seçenekten sonra kaydediyo seçimlerini.

**tıklaaaaa

****************
Sonra bir daha dokunmuyosun bile ona unutuyosun varlığını ,seçimlerini değiştirmek istemediğin sürece.
Ne yapıcam ben bunu diyosan hala,ekran görüntüsü gerektiği zaman seçtiğin tuşa(biz prtsc seçtik ya)tıklıyosun keser gibi seçmeye başlıyo hemen seçiyosun görüntüyü ve kendisi kaydediyo.
Hepsi bu kadar..






26 Eylül 2008

internette ne var? VİTAMİN var:))


Yeni ttnet reklamlarını izlediniz mi?
Sevdiniz mi?
Ben hiçç sevmedim.Oldum olası aşırı abartılı absürb karakterleri sevemedim.
Müthiş itici ve irite edici buluyorum.
Mesela herkesin güldüğü Levent Kırca ve Hamdi Alkan ın abartı tiplemelerinden nefret ederim.
Ve bazılarına yakışabilecek şirinlik muskası haraketlerin Gülse yi bitirdiği aşikar.
Özkan ın eşşek gibi anıran sesi de cabası.
Reklamcılık öğrencileri Atıf hocayla tartşıyodu geçen gün izledim ve onlar da reklamın amacına ulaşmadığı ve hoş olmadığı konusunda ısrarlıydılar(en az benim kadar)
Neyse sevenler de olabilir konumuza gelelim:)hoş konu bu da..
Benim gibi çocuk coluğu pc den uzak tutmaya çabalayanlardansanız ders dönemlerinde,daha doğrusu ciddi bir sınır koyuyorum diyelim.
Bu teşvik neyin nesidir?
Ama şu vitaamiinn i merak ettim ve ziyaret ettim şöyle bir,çocuklara faydası var mıdır gerçekten diye.Bir kısmını kopyalamalıyım zira kafamdan yazıcak halim yok.


Şimdi reklamlar:

TTNET VİTAMİN, Millî Eğitim Bakanlığı müfredatına uygun olarak geliştirilmiş ve internet üzerinden kullanılan bir eğitim destek aracıdır. TTNET VİTAMİN, İlköğretim 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrenci ve öğretmenlerinin eğitim hayatını kolaylaştırmak için hazırlanmıştır.
TTNET VİTAMİN’le artık çocuklar evden eğlenerek, sıkılmadan okuldaki derslerini bilgisayar başında tekrar edebilecekler. Böylece öğrencilerin hem ailelerine ayıracak zamanları olacak hem de öğretmenleri ertesi gün onları sınıfta derslerine hazırlanmış olarak bulacak.
TTNET VİTAMİN Matematik, Fen ve Teknoloji, Türkçe ve Sosyal Bilgiler derslerini içerir.
TTNET VİTAMİN’in içinde öğrencilerin dersleri kolayca anlamasına yardım eden, öğrencilerin derse olan ilgisini arttıran sesli konu anlatımları bulunmaktadır. Çocukların öğrenme motivasyonunu arttıran canlandırmalar ve dikkatini canlı tutan interaktif etkinlikler ile ders anlatımları eğlenceli hale getirilmiştir. TTNET VİTAMİN içerisinde ayrıca hem sınıfta uygulanabilen hem de öğrencilerin anlayarak yapabileceği deneyler ve etkinlikler bulunmaktadır.
Ama bedava mı?
Değil tabiiki. TTnete yetmiyor olmalı ödemekten hal olduğumuz faturalar
(dünyada interneti en pahalı kullanan ikinci ülkeyiz!)
Faydalı hizmetlerden rant sağlanmazsa olmaz.
Şöyle faydalanabiliyosunuz:


TTNET VİTAMİN’i TTNET Müşteri Hizmetlerinden nasıl satın alırım?

* Öncelikle 444 0 375 TTNET Müşteri Hizmetleri'ni arayınız.
* Otomatik mesaj servisinin size okuduğu seçeneklerden TTNET VİTAMİN'i tuşlayınız.
* TTNET Müşteri Hizmetleri yetkilisi sizden TTNET ADSL Hizmet Numaranızı veya TTNET ADSL hizmetinden yararlandığınız telefon numaranızı alan kodu ile birlikte isteyecektir.
* Güvenlik sürecinden geçtikten sonra, TTNET Müşteri Hizmetleri yetkilisi size TTNET VİTAMİN kullanım koşullarını okuyacaktır.
* Kullanım koşullarını kabul ettiğinizi teyit ettikten sonra TTNET VİTAMİN’i satın almış olacaksınız.
* Ve artık TTNET VİTAMİN’i kullanabilirsiniz.
isteyen varsa tabii....

Napıceezz kendi aramızda konuşmıcezzz ııykkk:(((

Bu arada mimlenenler yazısını yazsın please:))

VISULOG

Olmadığım dönemde sobeler gelmiş gözümden kaçan varsa hatırlatın lütfen ve kusura bakmayın elimde olmayan nedenlerle geç yazdığım için.

Umar tam benlik keyifli bir test bulmuş ve bu konuda mimlemiş.Görsel DNA
Diğer mimlediği 45 arkadaş yazdı mı bakmadım daha ama ben yazayım öyle bakıcam:)
Sanki her bakışımda arttı sayı ya,limitsiz sobe demek bu ben de öyle yapıcam o zaman..
Hoşuma gitti bu.
Çok teşekkür ediyorum testleri sevdiğimi bilmeyen yoktur sanırım..Ama Umar,her şeyi bilir:D
Hadi başlayalım

En kötü alışkanlığımızla başlıyor test:))
Ben yemek dedim ama zevk gibi algılamış sanırım tebrik etmiş hatta :D
Bir de farkettim ki testi size uygun bulmayıp yeniden yaptığınızda kesinlikle seçenekler yani fotoğraflar değişik çıkıyor.Sanatla ilgili hele.Önce tuhaf buldum ama daha öncekiler geçersiz oluyor o zaman sanıp:((
Ama farklı resimler seçsem bile bende ruh hali dışında diğer seçenekler aynı kaldı söylemeden geçmiyim.Biri sofistike diğeri hayalperest çıktı hoş onlarda yakın birbirine.
Tekrar tekrar yapıp kendimizi kandırmak yokmuş onun için yapmadım ben de:PP
Yapsakta samimiyseniz sonuç değişmiyor duyurulur..

Cidden güzel bir test.
İlk aklınıza eseni değil gerçekten ifade edeni seçmeye çalışın.
Gerçekten çok zor yalnız seçilicek gibi değil fotoğraflar birbirinden güzel.Ve birbirine yakın.
Sadece sonuç sayfasının resmini çekip yayınlamamız gerekiyormuş hatta PrtSc ile tıklayıp paintle ctrl- V tuşlarına birlikte basarak alabilirsiniz ekran görüntüsünü.
Bilmeyenler varsa daha açıklamalı anlatabilirim hatta bu işi yaapan güzel bir capture prg vardı bulursam nerden indireceğinizi yazabilirim.

Sadece ilk sayfa fikir sahibi olmanıza yetersiz geldi,hepside çok yer alıcaktı o yüzden ben collage yaptım tıklayıp inceleyebilirsiniz.

..


Ben de BRİ ciğimi,KARAZADE yi,KASIMPATI mı,CADIMI mimledim..Aklıma geldikçede mimlerim.Gözünüz bende olsun.
BURAYA tıklayıp başlayabilirsiniz.

BAĞLANDIM BAĞLANAMADIM..KOPAMADIM..:))

Müthiş sıkıldım..
Sizi çok özledim.pc olmazsa bomboş hissediyorum o gün kendimi.
Hiçbir şey okumamış ve öğrenmemiş,birkaç dost blogunu görememiş azıcık oyuna dalıp eğlenememiş olmak boğucu..
Ama sabit emektar ilk aşkım pc m düzelmek bilmiyor.
Sanırım işlemci arkasındaki bağlantı noktalarında ciddi bir bozulma var
klavye ve mausun bağlantısı kopuyor elinle tutarak sağlıyosun ama açıla kapana
sonunda sistem bozuluyor.
Neyse bu kez bağlantı da yok dedi,modemide sıfırladım ama yeniden kuramadı.
E bende modemi alıp götürdüm ama her zaman ki şanssızlıktan bitap düşmüş bendeniz,telefon ettiğimde eve gelmek için can atan pc ci bayan arkadaşı bekliyorum günlerdir.
Üstelik modem sapasağlammış.Yeni bir kasaya aktar o zaman bundaki herşeyi dedim ama beklemedeyim malesef.


Pc sorunuma ciddi bir çözüm getirdim ama bağlantı olmayınca keyfini süremedim ne yazık ki..
Canım bri m sayesinde bağlandım şimdi ama ne zaman koparım bilmem.

Herşey içimi kararttı temalarım sıktı boğdu.
Ama aslında siyah tema istiyorum ben.
Kullanamıyorum resimlerden dolayı:(
Sıkılınca ilk işim zaten ruh durumumu yansıtmak:))

Herkesin kendine göre bir metodu var değil mi?
Görüşmek üzere..

dipnot;ziyaret ettiğim bloglara yorum yazmam çok zor oluyor bazende bağlantım kopuveriyor sakın gelmedim sanmayın acısını çıkartıcaz söz..ve çok özür..
vee net yokken bol bol header yaptım uzmanlaştım çok mutluyum:)

19 Eylül 2008

OOOFFFF


PC GENE GENE YENİDEN ARIZALI YA DA MODEM BİLEMİYORUM CİNNET GEÇİRMEKTEYİM
BİRKAÇ GÜN YOKUM..
ÖPÜYORUM HEPİNİZİ..

17 Eylül 2008

Kim olduğumu merak ediyor musun?


Bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasın.
Binlerce maskem var,
Çıkarmaya korktuğum,

Ve
Hiçbiri ben değilim...
Olmadığımı göstermek
İkinci doğam oldu.

"Kendinden emin biri" dersiniz,
Sanki; güllük gülistanlık
Benim için herşey...
Adım güven belirtir,

Ve
Oyunumun adı;
"Ağırbaşlılık" tır.
İçimde ve dışımda denizler sakin,
Her şeyin kumandanı ben...
Kimseye gereksinme duymayan
Ben...
Fakat, inanmayın bana,
Lütfen!

Herşey dışta, düzgün ve cilalı
Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan
O maske!
Altta ne güven ne de rahatlık...
Altta,
Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan
Gerçek ben!


Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla.
Kimsenin bilmesini istemem...
Zayıf taraflarımı düşündükçe
Titrer ve sararırım...
Ya başkaları görürse iç dünyamı...
Gerçek ben ve yalnızlığımı!
İşte;
Maskelerimi onun için takarım...

Onun için, arkalarına saklanacak
Maskeler yaratırım...
Onlar;
Gösterişte kullanabileceğim
Parlatılmış yüzlerim.
Beni korur, bakan gözlerden.

Beni olduğum gibi kabul edecek,
Sevecek
Bakışları bulamazsam,
Solacak kuruyacak gerçek ben...

Ve
Ben bunu biliyorum.
Beni kendi maskelerimden kurtaracak,
Kurduğum hapishaneden kaçıracak
Diktiğim engellerden aşıracak,
Beni seven,
Beni anlayan
Bakışlar olacak.

Bana,
"Sen değerlisin" diyecek,
"Maskesizken daha bir insansın"
"Daha yakın, daha bir dostsun"
Diyecek bir bakışa
Beni gören bir bakışa
Muhtacım...

Benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır!
Uyarırım seni dost!
Uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
Sana kendini kolayca açamayacaktır.
Bütün gücümle tutunacağım maskelerime
Ne kadar sokulursan yakınıma,
O denli şiddetli geri iteceğim seni.

Kim olduğumu merak ediyor musun?
Hiç merak etme.
Ben, çevrendeki
Her erkek ve kadınım.
Maske takan her insanım.

Charles C. Finn
Çeviri: Doğan Cüceloğlu